• Telefon Numarası +90 535 361 23 10
  • Email: necdetderici@gmail.com

Call Us Today! +90 532 465 23 10

Email! necdetderici@gmail.com

Bahçelievler Express Gazetesi’nde Şeker Hastalığı ile ilgili röportajımız..

Tip-2 Diyabet hastalığı, yani şeker… Günümüz insanlarının korkulu rüyası… Etrafımıza bir baktığımızda mutlaka şeker hastası bir yakınımız vardır… Her gün İnsülin ve ilaç alır… Çevresel faktörler, stres ve beslenme bozukluklarından bu hastalığa duçar olanlar bir operasyonla sağlıklarına kavuşuyor… Bu ameliyatlar Türkiye’de de büyük bir başarıyla yapılabilmekte… Ataköy Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanlarından Op. Dr. Necdet Derici ile Şeker Hastalığıyla ilgili konuştuk….


Şeker hastalığı insanlığı tehdit eden en büyük sorun… Dünya nüfusunun yüzde 20’si bu hastalığın pençesinde… Şeker hastalığı ikiye ayrılmış…Tip-1 Diyabet ve Tip-2 Diyabet… Tip-1 Kalıtsal, yani aileden geçiyor… Bu tür şeker hastaları ömür boyu İnsülin ve ilaç kullanmak zorunda… Tip-2 ise daha çok çevresel ve dengesiz beslenmeyle alakalı… Artık günümüzde Tip-2 Diyabet neşterle çözüme kavuşturuluyor. Tıp dünyada ilerlerken ülkemizde de aynı seviyede ileri düzeyde… İşte bu ameliyatları başarıyla yapan Ataköy Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op.Dr. Necdet Derici, artık Tip-2 Diyabetin korkulacak bir hastalık olmaktan çıktığını belirterek, yapılacak bir operasyonla hastanın artık İnsülün ve ilaç kullanmaya gereksinim duymayacağını söylüyor. ‘Beni Türk hekimlerine emanet ediniz’ sözünü doğrularcasına hastalarına şefkatli ve gülümseyen bir tavırla yaklaşan Necdet Hoca, ameliyatın stresinden de hastaları oldukça uzaklaştırıyor. Günümüz ameliyat tekniklerini çok iyi uygulayan Necdet Derici, ayrıca obezite, mide ve fıtık ameliyatlarını da yapıyor.. Bu ameliyatlarda hemşire Sabriye Akbaba da ekipte yer alıyor. Ayrıca Necdet Derici’nin danışmanı Seren Büşra Hoşumdu da hasta çizelgesini yakından takip ediyor.

Derici, sevginin hastaların iyileşmesinde çok önemli bir faktör olduğunu altını çizerek, “Şeker hastalarımız merak etmesinler… Bizim dediklerimizi yapsınlar… Beslenme alışkanlıklarını değiştirsinler. Stresten ve hamur işinden uzak dursunlar… Hareket etsinler. Ve şekerden kurtulsunlar” diyor… ‘Olmaya Devlet Cihanda Bir Nefes Sıhhat Gibi’ Sağlık her şeyin başıdır deyip Bahçelievler Express Gazetesi olarak Necdet Derici’ye kulak verdik…

 

Fransız doktorla girdiğiniz ameliyat hakkında bilgi verir misiniz?

Geçtiğimiz günlerde yaptığımız transit partisyon denilen bir ameliyattı. Tüp mide ameliyatıyla gastrik by-pass’ın kombine bir şekli. Mideye değil de, kalın bağırsağa yakın yerde tüpleştirdiğimiz gastrik bypass yapıyoruz. Bu operasyonun şekeri düzeltme konusunda çok yüksek başarısı var. Ameliyattan sonra da komplikasyonlar artmıyor. İyi cerrahi tekniklerle yapıldığında sorunsuz bir şekilde şekeri düzelten bir ameliyat.

Tip-2 Diyabet Hastaları operasyondan sonra artık İnsülin ilacı kullanıyorlar mı?

Hayır. Fransız meslektaşımla birlikte ameliyatını yaptığımız hastamızın şekeri 140-160’larda seyrediyor. Genellikle hastamızı dört gün hastanede tutuyoruz. Bu tür operasyon olan hastalarımız İnsülün kullanmadığı gibi ilaçta kullanmıyorlar. Tüm diyabet hastalarında yapılan ameliyatlarda ve tüp midede ameliyatlarında da düşük oranlarda da olsa geriye dönme riski var. Bu durum biraz da hastanın yaşam şekliyle ilgili. Hastamız bizimle iyi koordine olabilirse,  egzersizlerini, diyetini iyi yaparsa, geri dönse bile şeker seviyesi eski düzeylere hiçbir zaman çıkmıyor. Şeker hastalığında yaşadığı sıkıntıları hiçbir zaman o düzeyde yaşamıyorlar. Yüzde 10-15 gibi başarısızlık var. En son ameliyatını yaptığımız hastamız insülünlere rağmen şeker oranı 250’nün 300’ün artına düşmüyordu. Hemoglobin A1 C ‘si de 11 idi. Normal bir insanda bu oran 6 olmalı. Bu ameliyattan önce genç kardeşimizin ayaklarında yaralar çıkmıştı. Yani şeker yavaş yavaş vücudunu esir almaya başlamıştı. Yaralardan sonra belki de sıra böbreklere ve gözlere gelecekti. Çok şükür ki acilen ameliyata aldık ve hastamızı bu dertlerden kurtardık.

Türkiye’nin şeker haritasını çıkarsak. Diyabet hastalığı en çok hangi bölgelerde görülüyor?

Ülkemizde özellikle diyabet bölgesel olarak çok fazla farklılıklarda bilinmiyor. Şeker hastalığı daha çok yaşam şekliyle alakalı. Büyük şehirlerde yaşayan insanların diyabet hastalığına yakalanma riskleri oldukça fazla. Çünkü insanlar hareketsiz kaldıklarından dolayı kilo alıyor. Kırsal kesimlerde yani köylerimizde yaşayan insanlarımız daha şanslı. Sürekli hareket ediyorlar. Hiç boş durmuyorlar. Dolayısıyla da kilo almıyorlar. Fazla kilo demek, şeker hastalığına davetiye çıkarmak demektir. Tip-1 Diyabet dediğimiz hastalarımızda ise durum genetik. Yani anneden geçer. Bu tip hastalarımız ömür boyu insülün kullanmak zorunda. Bu tür hastalarımıza ameliyat maalesef bir çare olamıyor. Tip-2 Diyabet dediğimiz şeker türlerine ise çevresel faktörler etkili oluyor. Beslenme bozuklukları ve egzersiz yapmamak da şeker hastalığına yakalanmada önemli rol oynuyor. Abur cubur yemek ve dengesiz beslenmek aşırı kilo almaya yol açıyor. Bununla birlikte de insanlarda da şeker hastalığına yakalanma riski artıyor. Bir de bunların yanında aşırı üzüntü, stres de çok önemli rol oynuyor.

Şeker hastalığı kalıtsal olduğu kadar beslenme şekliyle de geliştiğini biliyoruz. Şeker hastalığına başka neler sebep olur?

Şeker hastalığının en başlıca sebebi kalıtsal. Yani aileden Tip-1 Diyabet hastalığı olanlar. Zira bu hastalarda vücut İnsülin üretemiyor. Devamlı dışarıdan, takviye İnsülin verilmeli bu hastalarımıza. Ne yaparsan yap bu hastalarımıza İnsülin vermedikçe şekeri düşmüyor. Özellikle metropol kentlerde yaşayan insanlara tavsiyem mutlaka spor yapmalarıdır. Bir de hamur işi yiyeceklerden uzak dursunlar. Ekmeği fazla tüketmesinler. Zira şeker hastalığı maalesef hamurlu yiyecekler tüketenlerde daha sık görülüyor. Az yesinler. Çok çiğnesinler. Uykularını düzenli alsınlar. Stresli ortamlardan uzak dursunlar. Ve mutlaka yürüyüş yapsınlar. Bunu ihmal etmesinler. Tatlı türü gıdalardan uzak dursunlar.

Şeker hastalığı kadınlarda mı yoksa erkeklerde mi daha çok görülür? Çocuklarda görülen diyabet hastalığından kısaca bahseder misiniz?

Şeker hastalığı kadınlarda daha sık görülüyor. Çocuklardaki Tip-1 Diyabet dediğimiz türden. Çünkü anne karnında şeker hastalığı geçer. Maalesef çocuklar da bu hastalığa maruz kalabiliyor. Daha önce de bahsettiğim gibi tip hastalarımız ömür boyu İnsülin kullanmak zorunda.

Ağır yaşam şartları ve İstanbul gibi metropol kentlerde yaşayan insanlar aynı zamanda şeker hastalığına davetiye çıkarmıyor mu?

Transportasyon koşulları, iş koşulları. Eskiden daha çok vücuda dayalı işler yapılıyordu. Günümüzde ise çoğunlukla mesaimizi masa başında geçiriyoruz. Birçok insan beyin gücüyle çalışıyor. Burada en önemli kriter şudur: Hareket ne kadar azalırsa, kilo almak o kadar kolaylaşır. Dünya genelinde yüzde 20 insanda şeker hastalığı var. Bu Türkiye’de de aynı oranda. Yani kabaca hesaplarsak, 80 milyon nüfustan 16 milyon insan şeker hastası. Dünya nüfusunda ise 1 milyar 400 milyon insan bu hastalığa maruz kalmış durumda. Bu büyük rakam… Ağır yaşam koşulları, çevre faktörleri, çok yeme alışkanlığı maalesef bu hastalığa davetiye çıkarıyor.

Türkiye’de son yıllarda obezite de sık görülmeye başlandı. Obezite ameliyatlarıyla ilgili bilgi verir misiniz?

Ülkemizdeki obezite Avrupa’ya göre biraz daha az. Bugün Amerika başta olmak üzere dünyada obezite ileri bir düzeyde. Tabii ki Türkiye’de de obezite yavaş yavaş artma eğiliminde. Ayrıca dünyada obeziteyle ilgili yapılan tüm ameliyatlar Türkiye’de de başarıyla uygulanıyor. Obezite ameliyatları üçe ayrılır: Tüp mide ameliyatı, gastrik by-pass ve şeker ameliyatı. Bunların hepsini Türk cerrahlar başarılı bir şekilde yapmaktadır. Yurt dışından birçok hasta ülkemize obezite ameliyatı olmak için gelmektedir. Gerek teknik ve gerekse bilgi ve beceride olsun Türkiye, dünyadan geri değildir. Bunu da birçok kez cerrahlarımız kanıtlamıştır.

Bağırsaklar insanların beyinden sonraki en önemli organı. Bağırsaklarımızı yeterince tanıyor muyuz?

Maalesef hayır. Bizim için tüm organlarımız çok önemlidir. Bağırsaklarımız ise hiç bilinmiyor. Bize gelen bazı hastalarımız 10 günde bir tuvalete çıktığını söylüyor. Bu yanlış… Normal bir insan gün aşırı tuvalete çıkmalı. Bağırsakları da buna alıştırmalıyız. Tabii bağırsaklarımızın tembel olmasında yine söylediğim gibi çevresel faktörler ve beslenme alışkanlıkları önemli rol oynuyor.

Laparoskopik cerrahi nedir? Nerelerde uygulanır? Başarı oranı nasıl?

Laparoskopik cerrahi 1995 yılından sonra tüm dünyada yaygınlaştı. İlk olarak Fransa’da uygulandı. Bu tip ameliyatlarda karnımızda küçük delikler açılıyor. Karın içine yönelik ameliyatları Laparoskopik cerrahiyle başarılı bir şekilde yapabiliyoruz. Bu tür cerrahinin en büyük faydası karnımızda büyük kesikler olmuyor. Hasta daha çabuk iyileşiyor. Normal hayata dönmesi daha kısa oluyor. Bu tür ameliyatlar deneyimli ellerde de hastaya daha az travma yaşatıyor. Fıtık ameliyatlarını, 18 yıldır Laparoskopik cerrahiyle yapıyorum. Fıtık ameliyatları eğer açık yapılırsa yani karın yarılırsa hasta daha geç iyileşiyor. Travması ve ağrıları çok oluyor. Laparoskopik Cerrahiyi, yeni doktorlar daha iyi biliyor. Günümüzde Avrupa’da ve Türkiye’de Laparoskopik Cerrahi başarılı bir şekilde uygulanıyor.

Fıtık ameliyatlarında, laparoskopik cerrahinin etkileri nelerdir? Bir de kapalı ameliyattan sonra fıtığın nüksetme oranı yüzde kaçtır? Açık ameliyatla bir kıyaslama istesek… Ameliyattan sonra hasta kendini nasıl korumalı?

Fıtık ameliyatları, Laparoskopik Cerrahiyle biraz daha zor. Bir safra kesesi ameliyatı gibi değil. Batın içi kadar kolay değil. Daha dar bir alan. Fıtık ameliyatları bir de Laparaskopik yapılacaksa çok daha büyük deneyim gerektiriyor. Avrupalı cerrahların yüzde 25’i, Türkiye’de ise sadece yüzde 1’i fıtık ameliyatlarını Laparoskopik yapıyor. Kişisel olarak 2000 yılından beri fıtıkları kapalı yapıyorum. Hasta açısından büyük faydası var. Hasta çabuk iyileşiyor. Ameliyatın ertesi gün arabasına binip gidebiliyor. İki üç gün içerisinde işlerine dönüyor. Açık yaptık mı hasta 1-2 ay iki büklüm geziyor. Ayrıca Laparoskopik ameliyatların nüksetme riski yüzde 2-3’ün altında.

Fıtık çocuklarda mı, yoksa yetişkinlerde mi daha çok görülür? Aileler çocuğunda fıtık olduğunu nasıl anlar?

Fıtık hem çocuklarda, hem yetişkinlerde daha sık görülüyor. Çünkü çocukluk çağında bebek doğarken kasığa giden kanallar kapanmıyor. Açık kalıyor. Açık kalınca da doğuştan fıtık oluşabiliyor. Çocuklar ağladığında kasıklarında şişlikler oluşur. Yatınca bu şişlikler kaybolur. Aile bu durumu gözlemliyor. Ve fıtık olduğu kanısına varıyor. Bize başvuruyorlar. Cerrahların en sık karşılaştığı ameliyat türüdür fıtık. Ülkemizde yaşayan insanlarımızın yüzde 4’ünde fıtık vardır. Çok şükür ki ameliyatla bu sorun tamamen gideriliyor. Yeter ki geç kalınmasın. Bir an önce bir cerraha muayene olunsun. Yani diğer hastalıklarda olduğu gibi, fıtıktan korkma, geç kalmaktan kork.

Metabolik cerrahi nedir?

Şeker hastalarına uyguladığımız operasyon Metabolik Cerrahidir. Tip-2 Diyabet hastalarımızda İnsüline rağmen şeker oranı düşmüyorsa, ameliyat gerekir. Şeker gözleri ve böbrekleri bozuyor. Ayaklarda yaralar meydana getiriyor. Şeker hastası olan bir insanda 16 yılda böbrek ve gözler gidiyor. Metabolik cerrahinin hedefi, şekeri, kolesterolü ve vücuttaki yağ oranlarını dengeye getirmektir. Metabolik bir operasyon geçiren hastamız kalan ömrünü kaliteli bir şekilde geçiriyor. Yani bu ameliyatlar hastalara büyük faydalar sağlıyor.

Türkiye’deki genel cerrahi hangi aşamada? Bazı insanlar cerrahlardan neden korkar?

Türkiye’de cerrahi çok iyi durumda.  Cerrahlarımız dünyanın her yerinde yapılan ameliyatları görme ve uygulama şansına sahipler. Ülkemizde çok iyi cerrahlar mevcut. Ben de sık sık Avrupa’ya ameliyatlara girerim. Özellikle Belçika ve Fransa’da cerrahi operasyonlara katılıyorum. Türkiye, özellikle obezite ve şeker ameliyatlarında dünyada söz sahibi bir ülke. Yani cerrahide oldukça mesafe kat ettik. Bizim başarımızı birçok ülke de takdir ediyor.

Son olarak Necdet Derici’yi kısaca tanıyabilir miyiz?

1971 Konya Beyşehir doğumluyum. Evliyim üç çocuğum var Eşim de doktor. Kadın doğum uzmanı. İstanbul Tıp Fakültesini 1995 yılında bitirdim. Samatya ’da ki İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde 15 yıl aralıksız çalıştım. Daha çok endokrin, Tiroid Cerrahi ve Laparoskopik Cerrahiyle uğraştım. 2009 yılından beri özel hastanelerde görev yapıyorum. Ağırlıklı olarak Laparoskopik Cerrahi, Endokrin, Obezite ve Şeker ameliyatları yapmaktayım. Şu anda ise Ataköy Hastanesi’nde hastalarımın hizmetindeyim.